21 Kasım 2010 Pazar
Karaktersiz futbol! Anlamayan anlar...
17 Eylül 2010 Cuma
Dibini Görmek

Çok zaman oldu yazmayalı bloga. Ama Manisaspor'un Trabzonspor'u yenmesiyle ligin dibini görmüş olmamız beni tekrar harekete geçirdi. Belki şu anda ben bu yazıyı yazmaya çalışırken birileri "eğlenceli gece hayatlarına" devam ediyordur.
Bu sezonun başında geçen sezona göre çok daha iyi bir takım kurduğumuzu düşünüyordum. Defans hattı haricinde tüm bölgelere güvenim tamdı. Avrupa kupalarına oynayacak bir takım kurduk diye düşünüyordum.
İlk 2 maçta kaybettiğimiz puanlar şanssızlıktı diyor, konuyu geçiştiriyorum. Ama sonraki 2 maç tam bir hayal kırıklığı oldu bizim için. Çünkü takım gerçekten oynamadı Galatasaray ve Bursa maçlarında. Önceki sezonlarda hep zorluk çıkardığımız bu takımlara kolayca boyun eğiverdik. Rıza Hoca ile bazı futbolcular arasında bir şeyler var sanki. Hocanın bazı seçimlerini gerçekten anlamakta güçlük çekmeye başladım. Sahaya yüreğini koymayan çıkmasın diyoruz, bir sonraki hafta yine 11'de hem de daha kötü dökülüyor. Bunu taraftar görebiliyorsa hoca da görüyordur kanımca. Görüyorsa rotasyonu da hemen yapmalı. Jaycee ile olmuyor. Israr neden? Neden Adem'e şans verilmiyor? Pele dışında aldığımız yeni yabancılar nerede? Neden hazır değiller? Hazırlar da aceleye getirilip yanlış seçilmiş adamlar oldukları için mi oynatılmıyorlar?
Süper lige çıktığımız sezon da geçen sezon da savaşçı bir takımdık. Şimdi takımız bile diyemiyorum. Sezon başından beri olanlar futbol dışında neredeyse her şeyle gündeme gelmemize neden oldu.
Futbol bir yana, bu ligde sonuncu da olsa, 2.lige, adı konmamış 3. lige de düşse renklere aşkımız artarak devam eder. Ama kanser olursam ne sigaradan, ne stresten ne de gdo dan, bu takımdan bilin dostlar.
14 Ağustos 2010 Cumartesi
O anlar bizimdir

Yıllar önce Atatürk Stadı'na girmek için yollar arayan, stadın demir parmaklıklarının arkasından içeriyi görmeye çalışan o çocukların bugün, bir kısmı sezonun ilk maçına deplasman otobüsüyle gitmenin gururunu yaşarken, diğerleri de radyo başında hayattan kopuk bir 90 dakika yaşayacaklar. O anlar onlar için o kadar değerli olacak ki, her kalbin heycanı sanki tek yürekmiş gibi Eskişehir'de hissedilecek.
Bunlar geçen sezon Eskişehirspor'un 12 yıllık hasretini giderdiği sezonun ilk maçı öncesinde duygurlarımıza tercüman olan sözlerimizdi. Aradan 1 sezon geçti, Esesimiz Süper Lig'e tutundu, ama biz Eskişehirsporlu'lar, O anlar'ın değerini bilen büyük taraftarlar, heyecanımızı kaybetmeden geldik bugüne de, hatta hiç olmadığı kadar umut dolu olarak.
Umut doluyuz, sadece sezon sonunda puan tablosundaki konumumuz değil bizim umudumuz, biz gerçek Eskişehirspor ruhunun yavaş yavaş geri döndüğünü hissetmenin heyecanı içindeyiz. İlk yıllarımızda şampiyonluğun ne demek olduğunu bile bilmeyen, oynadıkları oyundan zevk alan ve tüm Türkiye'ye bu zevki tattıran ama şampiyonluğu son haftada kaçıran bir takım ruhunun geri döndüğünü görmektir bizim umudumuz. İnanıyoruz ki Eskişehirspor için başarıdan geçen yol da bu yoldur.

Bugün 09.08.2009, saat 21.00'da O an'ın heyecanını hep birlikte, tek yürekte paylaşacağız yine... Kimsenin karışamadığı o duyguyu yaşamanın gururuyla, yeni sezonumuzun camiamıza hayırlı olmasını diliyorum.
12 Ağustos 2010 Perşembe
ETB nasıl olur?

18 Mayıs 2010 Salı
27 Nisan 2010 Salı
Fark var!
Bursaspor şampiyonluğa oynuyor, Eskişehirspor son dönemde beklenmedik şekilde kaybedilen maçlarla Avrupa kapısını aralamaktan giderek uzaklaşıyor.
Takımların bütçelerine baktığımızda Bursaspor'un Eskişehirspor'a göre çok az bir farkla önde olduğunu görmekteyiz.
Bursaspor 26 oyuncusuyla 25 milyon avro ederken, Eskişehirspor 30 oyuncusuyla 25 milyon avro ediyor. Tabi bir sonraki sezon Bursaspor'un mevcut futbolcularıyla kalsa dahi değerini bir hayli artıracağı açıktır.
2009 - 2010 sezonunda oynanan maçlara baktığımızda 31. hafta itibarıyla aradaki 15 puanlık farkın, deplasmanda oynanan maçlarda Bursaspor'un 14 puan daha fazla toplamasının bir sonucu olarak görebiliriz. İki takımda evinde taraftarının da desteğiyle yenilmez bir takım halindeyken, deplasman Eskişehirspor, Bursaspor'un yanına bile yaklaşamıyor.
Gelecek sezon, bu sezona göre daha başarılı olmak istiyorsak, sonuca daha çok etki edecek ve bunun yanında ligimizi tanıyan oyuncular transfer edilmesi gerekiyor.
Deplasman sorununu da çözdüğümüzde Anadolu'nun gerçek yıldızı parlayacaktır.
18 Nisan 2010 Pazar
Maç sonu notları #18.04.10
11 Nisan 2010 Pazar
R.I.P.

KAPAK


1 Nisan 2010 Perşembe
Tarihtir Bizi Bağlayan
Eskişehirspor - Kasımpaşa kardeşliğini bilmeyen kalmadı. Ancak, detaylarını bilmeyenler ister istemez soruyor "nereden çıktı bu kardeşlik" diye... Eskişehirspor Resmi Sitesi'nde bu soruya verilecek cevaplardan birine ışık tutmuş Menejerimiz Sn. Kerem Atılmaz. Buyrun...
İLK MAÇ
İlk maç 5 Eylül 1965 günü Eskişehir Atatürk stadında Kasımpaşa ile oynanmıştır. Maç öncesi Başkan Aziz Bolel’in konuşması şöyledir.
“Çok kıymetli Eskişehirsporlular ve sporsever hemşehrilerim. Önce aramızda bulunan kıymetli misafirlerimiz Kasımpaşa kulübü idareci ve futbolcularına sizler adına ve kulübümüz adına hoş geldiniz der, kendilerini hürmetle selamlarım.
Bugün burada Atatürk Stadında Eskişehir’in spor tarihinde ilk defa oynayacak olan Milli Lig maçı, yine Eskişehir’in öz evlatlarından kurulu, Eskişehir’in adını ve bayrağını taşıyan Eskişehirspor’un maçı olarak seyretmenin zevk ve heyecanı içinde bulunuyorsunuz. Bu tarihi günün ilk sayfalarına şanla, zaferle başlamak için elimizden gelen gayreti esirgemedik. Eskişehirspor için kasmın kapısı herzaman ardına kadar açıktır. Parti, meslek ve düşünce ayrımları olmadan aynı nam altında ve aynı gaye ile hep birlikte Eskişehirspor’un zaferi için dua edelim. YAŞASIN ESKİŞEHİRSPOR”
kaynak : http://www.eskisehirspor.org/1965_tarihce.asp
30 Mart 2010 Salı
Bir Aşk-ı şehir hikayesi
Arena'ya geldik sanki. Bize güç gösterisinde bulunma cürretini gösterdiler. Sustuk.. Değerleri vardı parıl parıl parıldayan, ölümsüz değerler bu toplulukta. Bizi tıktıkları kafeste tek bir ses olduk yeri göğü parçalayan. Sempatik Eses naraları kulağımda,gitmiş değiller. Herkes anlamamış gibi baktı. Delilik söz konusu.. Maça girmeyeceğim hiç. Neden mi dersiniz ? Yenilip yenmek bir detay Kırmızı Şimşekler'e. Yani BİZE, benim Eskişehirsporum'a. onların sürdürdüğü bir geleneğe sıkıca tutunmaktı, 70lerin fırtınasıydı nede olsa ESES.
Ben Göksenin Yıldırım artık sonsuzluğa kadar sürecek bir bağ kurdum bu güzel klüple. Şampiyonluk dolu dolu yakışır bize...
29 Mart 2010 Pazartesi
A-Rıza!

28 Mart 2010 Pazar
Kaderin Bitmek Bilmeyen Oyunu...

27 Mart 2010 Cumartesi
Kendine Bilet Aldırtmak

O günlerde hep ararlardı beni bilet aldırtmak için. Gurur duyardım kendimle dostlarıma bu sevda için yardım ve yataklık etmekten. Fakat gururun yanında sıla özlemi ile yanıp tutuşurdu bu gönül. Ne zaman gelecekti o büyük gece. Ne zaman dönecektim memleketime.
Birden bir fırsat doğdu ve değerlendirdim hemen. Artık sevgiliye kavuşmuştum. Eskişehir'in büyüsünü yaşarken kombinemi her maçta kullanabiliyordum.
Aradan 6 ay geçti. Dün Beşiktaş-ESES maçına gelmeye son anda karar vermek zorunda kaldığımdan biletin bitmesi korkusuyla hemen sarıldım telefona. Kendime bilet aldırtıyordum ilk kez İstanbul'dan. Ne kadar da zor oldu benim için bir bilseniz, yıllardır ev sahibi olduğum yerde ağırlanacak olmak. (Güzel olmuyor da değilmiş hani. Bir telefonla biletin hazır. Satış noktasına gitmek, sıra beklemek vb. yok :))
ESES'e aşık olmamı sağlayan sadece kendisi değilmiş meğerse. Benim içimde bir miktar da sevgiliyi uzaktan sevmenin hazzını yaşamamı sağlayan EStanbul duygusu da varmış. Özleyeceğim kendisini galiba.
Uzaktan aşk bir başka oluyor...
26 Mart 2010 Cuma
24 Mart 2010 Çarşamba
Eskişehir inanıyor!

23 Mart 2010 Salı
Adem Sarı & Jaycee Okwunwanne


18 Mart 2010 Perşembe
17 Mart 2010 Çarşamba
Eskişehirspor Resmi Web Sitesi

Site açıldıktan sonra özellikle sitede kullanılan yazı karakter ve boyutlarının doğru seçim olduğunu söylesek yanlış olmaz. Reklamlar ile sponsorların yine bu sayfada yer alması gerekli midir acaba diye düşünüyorum. Her açılan sayfada standart korunuyorlar. Bence kısıtlamak daha uygun. Zaten siteyi kullanan ziyaretçiler ana sayfadan fazla bir sayfa içeriğine bakmaya lütfetmezler genelde. Diğer yandan haberler kısmının çok sade, diğer eklentilerin ise ihtiyacı karşılayacak şekilde olmasını çok beğeniyorum.
- TARAFTAR sekmesi!!! En önemlisi belki de. Takım olarak belli devrelerde, TARAFTARIYLA ise sürekli olarak adını duyuran bir kulübün, bu bölümü boş bırakması akıl almıyor! Ben bu sitede bildim bileli boş bu sayfa. Dolduracak o kadar çok şey var ki, nasıl boş kalır gerçekten anlamıyorum. Biz taraftarlardan istesinler o sayfayı nasıl hazırlarız bir bilseler! Hiç yakışmıyor...
- TARİHÇE kısmını iyi süslemeye çalışmışlar fakat Gol Krallarımız başlığı altında tüm gol krallarını sunmuşlar ki bu ligin tarihçesi oluyor. Düzeltilmesi gerek.
- ÜYELİK VE İLETİŞİM sekmelerine diyecek bir şey yok. Reklam almak istediğini belirtiyorsun ama verecek adama yol göstermemişsin.
- Son olarak ENGLISH seçeneğini koymuşsun ama sayfayı yapmayacaksan koyma öyle ir seçenek kardeşim. İngilizce sayfayı açacak adam ama dalga geçer gibi sayfa yok! Önce sayfayı hazırla sonra ekle oraya o seçeneği.

15 Mart 2010 Pazartesi
Maç Sonu Notları #14.03.10 (ESiyoruz...)

2-1 ile döndük Kayseri'den. Kayseri'ye gidememenin hüznü ile radyo başından ayrılmadan dinledim maçı. Maç boyunca 'Kırmızı Şimşekler' seslerinin hakim olduğu taraftar grubumuz bir an bile olsun susmadı. Açıkçası 1-1 olduktan sonra umutsuzluğa kapılan taraf biz olmuştuk ki özellikle 10 kişi kalmamız moralleri bozdu. Gelen golün kondisyon ve mental yapımız ve bunların yanında şansımızın da etkisiyle olduğunu söylemek yanlış olmaz. 3 puanla dönmenin hesaplarını yapan teknik heyet amacına ulaşmış oldu. Şimdi her hafta Rıza Hoca'nın klasik lafını biz tekrarlayalım. Lig bizim için yeniden başlıyor bu hafta. Gerçekten de özellikle bu maçla birlikte TS'nin de puan kaybetmesiyle, Özgür'ün de yazısında belirttiği gibi Avrupa hedefemize tekrar yaklaşmış olduk ve bu sefer lige gerçekten sıfırdan başlattı
Takımın ligdeki puan durumunun yanında, ESES sevgisinin her geçen gün de arttığını burada belirtmeden geçmeyelim. Son günlerde özellikle dikkatimi çeken EsEs blogları, EsEs ile ilgili yazılar ve medyada çıkan haberler ile özellikle genç neslin ve bizleri unutmaya başlayan 70-80 nesillerinin de hatıralarında canlanmaya başlamış durumdayız. Ayrıca daha önce bir türlü yazamadığım, Süper ligdeki takımlar arasında taraftarların da sosyal aktiviteler düzenleyerek takımımızın sevgisini aşılayan nadide bir taraftarımız olmasından da gurur duyuyorum.
Son olarak yazının sonuna sıkıştıracağım, yarın Bloomberg HT'de yayınlanacak Kelime Oyunu'nda da EsEsimiz ile ilgili İhsan Varol'la ksıa bir konuşma gerçekleştirdik. İhsan Bey'in de eşinin Eskişehirli olduğunu ve taraftarımızın gerçekten fark yaratan bir taraftar olduğunu güzel bir anısıyla anlattı. Eğer kesmezler ise yarın izleyebilirsiniz, aksi takirde buradan anlatırız yeri gelince.
14 Mart 2010 Pazar
Bir Garip Türkü Tutturmuşum

9 Mart 2010 Salı
Maç Sonu Notları #08.03.10

Sığamadık dün stada, içeri girenler sıkıştı da sıkıştı, merdivenlerde tek bir boşluk yoktu maç başladığında. Biletiyle, kombinesiyle dışarıda kalanlar oldu. Kızmasınlar kulübe! Girememeleri kulübün suçu değil tamamen zaten öncelikle bunu bilmeleri lazım. Burada şu veya bu sorumlu demek de doğru değil ama asıl sorumluları bir an önce dizginlemek lazım. Küsmek yok, bu maçta dışarıda olmak bile güzeldi zaten!
Dünkü maç için taraftarla ilgili bir şey yazmaya çizmeye gerek yok. Yıllardan sonra sonunda taraftarın büyüklüğünü kabullenebildi İstanbul Medyası. Hayret! İstanbul çocukları ya da öyle olduklarını sananlar hala kabullenmek istemeselerde. Oturup maçı izlemek isteyen için her ne kadar monoton bir maç olsa da bizim için son yılların en iyi tribünüyle gelen galibiyet o kadar muhteşemdi işte!
Bir tabir vardı, eskiden! sadece İstanbul takımlarına ait olan. Kötü oynasa da kazanmasını biliyor derlerdi. Dün GS vasatın altında hatta kötü futbol oynadı, ESES ise vasat bir görüntü çizdi. Galip gelen kim olursa böyle denecekti zaten ama artık nasıl oynarsa oynasın iç sahada kazanmayı bilen bir takıma sahibiz. Bu maçın en önemli sonucu bu olsa gerek. Dışarıda da bunu kazandığımız zaman beraberlikler yerine galibiyetleri göreceğiz.
6 Mart 2010 Cumartesi
Riza Hoca Duy Bu Sesi

22 Şubat 2010 Pazartesi
Arena Futbol Blog Yarışması

OYLAMA