25 Aralık 2009 Cuma

Neden Eskisehirspor?


Bilindigi uzere eskisehirspor.com , her yastan Eskisehirsporlunun bir araya geldigi, Eskisehirsporla ilgili haberleri en detayli ve dogru bir sekilde takip edebileceginiz, guncel bir site. Ayrica sitenin forum kismida gerek icerik kalitesi, gerekse aktif kullanici sayisi bakimindan diger futbol forumlarinin oldukca ilerisindedir.

Gectigimiz gunlerde sitenin forum kisminda acilan "Neden Eskisehirspor?" basligi altinda, forum yazarlari, Eskisehirsporlu olmalarinin kendilerince nedenlerini siraladilar, bende bunlari blogumuzun siz degerli takipcileriyle paylasmak istedim. Iste onlardan bir kaci ;


ersoz ; (23)
Çünkü, geçenlerde bir arkadaşımla buluştuk... Baba adayı olduğunu söyledi çok sevindim.. Sonrasında isim olarak ne düşünüyorsunuz dedim.. Verdiği cevap : "kararsız kaldım, Fethi-Nihat-Ender üçlüsünden biri ama.. " dedi ve ekledi.. "şimdi siyah-kırmızı bebek ürünü bulmam lazım"

Yeni çocuk sahibi olmaya heveslenen insanın aklına normal şartlarda bunlar gelir mi allah aşkına? Eskişehirsporluysa gelir.. Ben de işte tam bu yüzden Eskişehirsporluyum... Seçkin insanlarla aynı duyguyu yaşamanın erdemidir Eskişehirsporlu olmak...

ati26; (25)
Hani bir kiza asik olurda, onu her gordugumuzde acayip bir heyecana kapiliriz ya...
Eve giderken sirf onu gormek icin yolumuzu degistirir, karsilasip iki cift laf etmek icin ne dualar ederiz,
Elimize bir kagit kalem gecse, kendimizi onun ismini karalarken buluruz
Dinledigimiz her sarki bize onu hatirlatir,baktigimiz her yerde onu goruruz
Uykusuz gecelerimizin, nedensiz gulumsemelerimizin sebebi odur,
O herseyin en iyisine layiktir, ona bisey olacak diye odumuz patlar....


Iste boyle birsey diyecem AMA DEGILSmile Bunlar gecici hevestir, bu tur asklarin herzaman bir sonu vardir.

Eskisehirsporluyum CUNKU OMUR BITER, BU ASK BITMEZ..!!!


mmt26; (24)
Hani derler ya 'futbol sadece futbol değildir' diye,
işte benim gözümdede 'Eskişehirsporluluk sadece bir futbol takımının taraftarı olmak değildir'.
En başta Eskişehirsporluluk 'koyun' olmamaktır ,
bozuk düzene dur diyebilmek , tekere ilk defa çomak sokabilmektir, buna cesaret edip başarabilmektir,
tarihinin en kötü zamanlarında olsa bile sevdasına sadık kalmak, üç istanbul takımına köle olmaya direnmektir Eskişehirsporluluk,
Eskişehirsporluluk bazen birisine saatlerce esesi anlatmak, bazende bu sevdayı paylaştığı insanlarla saatlerce 'esesim için ne yapabiliriz' deyip kafa patlatmaktır...

Kısacası bir ortama girdiğin anda, senin için 'ooo ESESLİ gelmiş' denildiğinde, farkını anında ortaya koymaktır ESESLİ olmak,

işte ben bu şekilde yaşayan gönüldaşları tanıma şansım olduğu için ESKİŞEHİRSPORLUYUM..


mecek; (45)
Eskişehirsporlu olmak her dağı aşdığında Kızılelmasını bulamayan Türk atlısının bulmak için sıradaki dağın ardına at koşturmasıdır.
Eskişehirsporlu olmak Ferhat gibi zorlukları kolay kılan ve dağlar deldiren sevdalanmasıdır.
Eskişehirsporlu olmak Fatihin olmazları başarmak için gemilere dağ aşıran zeka pırıltısında buluşmakdır.
Eskişehirsporlu olmak Anadolu potasında eriyerek tüm fikirlerin bir kapta kucaklaşmasıdır.
Eskişehirsporlu olmak yanında senle birlikte göğsünü yırtarcasına bağıranı kardeşten öte sevmektir.
Eskişehirsporlu olmak yapılagelen olağan şeyleri değil hiç yapılmamışları yapmaktır.
Eskişehirsporlu olmak sporun ahlaklıca yapılanını sevmektir.
Eskişehirsporlu olmak siz artık bittiniz dendiğinde ben yaşıyorsam ESES her zaman var olacak diye haykırmaktır dünyaya.
Eskişehirsporlu olmak başkaldırıdır bizans mahzenlerinde çevrilen entrikalara.
Eskişehirsporlu olmak kulubemsi stadını saraylar kadar muhteşem bir yapıya dönüştürmekdir içine girdiğinde.
Eskişehirsporlu olmak dosta dost, düşmanım diyene rakib olarak yaklaşmaktır.
Eskişehirsporlu olmak kömürün karasından, ateşin kızılından gökkuşağını yakalamaktır.
Eskişehirsporlu olmak sevdasının ardından mesafeleri yakın etmektir.
Eskişehirsporlu olmak Anadolu ateşinde ısınmayı sahte limanlara tercih etmektir.
Eskişehirsporlu olmak bir hesap soruştur ezberletilmeye çalışılan cüce hikayelere.
Eskişehirsporlu olmak yoksunluklara aldırmadan kendi varlığından destan yaratmaktır sahte masallara inat.
KISACASI ESKİŞEHİRSPORLU OLMAK BİR SEVDA DIR.


pasacocuk; (27)
eskişehirsporluyum çünkü;efendiyim,çünkü okuyorum,çünkü biliyorum,çünkü farkındayım,çünkü keşke demek istemiyorum,bu yüzde eskişehirsporluyum

26_26_26; (47)
Neden arıyorum ama bulamıyorum,acaba ben neden EsEs liyim!

oaae; (44)
Aydın'lıyım ama ESKİŞEHİRSPORLUYUM.Var mı itirazı olan

kesdal; (46)
Eses güneştir.Sene 1967 ya da 1968 olsa gerek,daha iki veya üç yaşındaydım .Mihalıççık'taydık.Sabah olmuştu uyanmıştım ve yattığım yerden annemin gaz lambasını söndürdüğünü görüyordum.O sıralar sokaktaki abilerden sıkça duyduğum bir sesleniş aklıma düştü.Fener dünyayı yener Eses'e gelince fıs diye söner.Demek Eses varken öyle, fenere, gaz lambasına falan gerek yoktu,demek Eses karanlığı yok ediş başkaldırıştı.Demek Eses bir güneş kadar aydınlıktı,Eses bir güneşti.

yoncaci; (62)
Yıllar yıllar yıllar önce; ülkemizde ilk defa kurulan ikinci ligden ilk defa şampiyon olarak birinci lige çıkan Eskişehirspor, Bursasporla olaylı bir final maçı oynamış, olaylar maçtan yani Eskişehirspor'un birinci lige çıkıp Bursaspor'un ikinci ligde kalmasından günler sonrada devam etmişti. Bu arada Bursalılar 26 plakalı otomobil ve otobüsleri taşlıyorlardı. 18 yaşındaydım ve bunları gazetelerden okuyordum. O sıralar Beşiktaşlıydım, Eskişehir'i görmüşlüğüm yoktu, akrabam ve bir tanıdığımda yoktu, bir anda Eskişehirspor sempatizanı oluverdim ve bir haylide abarttım. O genç yaşımda bana dönek dediler, yuhaladılar... tınmadım. O gün bu gündür kırmızı ve siyahı yan yana gördüğümde bir tuhaf olurum. Eskişehirsporluluk başka bir şey. Yani "müthiş" bir şey.

Baba; (34)
25 yılımı verdiğim, onursal başkanının evine kadar gittiğim, atamdan edindiğim(Babamın etkisiyle) Beşiktaş'dan çok daha mazlum çok daha mahsun ve çok daha halk takımı olduğu için ESKİŞEHİRSPOR. On binler değil, Yeni Bosna Stadı'nda 17 kişinin omuz omuza gelmesinin kutsallığına saygı duyup, önünde eğildiğim için ESKİŞEHİRSPOR. Caddelerini, sokaklarını evim saydığım, bir kentin benim kentim olduğunu bildiğim için ESKİŞEHİRSPOR. Doğuştan almadım belki zehiri, ama; son nefesime kadar seveceğim ESES'İ, ESKİŞEHİR'i... Yetmez mi?

2simsek6; (36)
Stadında maç seyretmeyemi geldiniz diye soran taraftarı olduğu için ES ES liyim..


Caresizim Mecbur Bu Veda

Turcell Super Lige gectigimiz sezon tekrar donen Eskisehirsporumuz, 2. sezonun ilk yarisini 25 puanla 9. sirada tamamladi. Gectimiz sezonun istatistikleriyle bu sezonun kileri karsilastirdigimizda arada cok buyuk bir fark olmasada, Eskisehirsporumuz bu yil dusme hattindan uzak, rahat bir sezon gecirecege benziyor, benziyordu..

Evet benziyordu, taa ki ard arda yasanan sakatliklar ve buna bagli olarak kaybedilen puanlara kadar. Sonu pekte aydinliga cikmayacak bir yola girmis bulunduk. Taraftarlarimizin bir kismi sabir olgularini malesef kaybetti. Onlara gore KOTU olan bu gidisatin tek sorumlusu Riza CALIMBAYdi. Gerekceleri Hocanin vizyon sahibi olmamasi ve takima guzel futbol oynatamamasiydi. Aslinda bir bakima haklilar fakat bu kadar acimasiz elestiriler niye? Bu elestiriler takima zarar vermekten baska biseye yaramaz, yaramadigini bir cok defa gorduk, sanirim bundan sonrada gormeye devam edecegiz.

Diyarbakir macindan sonra Hocamiz cok guzel bir sey soyledi "kisiler gelip gecicidir, aslolan Eskisehirspordur". Yillardan beri bizim felsefemizde bu degil miydi zaten?

Youla krizininde patlak vermesiyle takimimiz bir kac hafta oncesine kadar aklimiza bile gelmeyecek bir kara bulut kumesinin icine girdi. Bunun da sorumlusu Riza Hocaydi, cunku Youlayi o getirmisti ve takimda tutup ondan faydalanmasini bilememisti.

Gectigimiz sezondan beri yerel medya Hocamizi acimasizca elestiriyordu, yonetimden yeterli destegi goremeyen Riza Hocanin tek destegi taraftardi. Yasanan son olaylardan sonra taraftar desteginden de yavas yavas mahrum kalmaya baslayan Riza Hoca`nin sezon sonuna kadar Eskisehirsporda kalabilecegini dusunmuyorum. Cunku olanlar onu hayli yipratmisa benziyor.

Kupada buyuk hedefler pesinde olan ESESimiz Ocak ayi icerisinde istedigi sonuclari elde edemezse ligin ikinci yarisina yeni bir hocayla baslariz. Ya da en gec sezon sonunda Riza CALIMBAY ve Eskisehirsporun yollari ayrilir.

Dilerim bunlarin hic biri olmaz, ligin ikinci yarisinda daha guclu ve basarili bir Eskisehirspor izleriz. Hocamizda bu kadar agir elestirileri, yasadigi bu kotu olaylari haketmedigini, bugunlerde kendisini zor durumda birakan insanlara bir kez daha ispatlar.

11 Aralık 2009 Cuma

Yeter Hocam


Rıza Çalımbay 2 sezondur akmasa da damlayan bir takım yarattı. İnişler çıkışlar olan, her takımdan içerde dışarda puan alabilecek güçte; ancak gerek tecrübesizlik, gerek kadro genişliğinin olmaması bizi orta sıralarda dolanan tipik "Anadolu Takımı" haline getirdi. Zamanla aşılır dedik, 12 yılın pasını atmaktan bahsettik. Yeni stad, zamanla oturacak takım iskeleti ve o meşhur kadro genişliğine artık detayına inmeye gerek olmayan Büyük Eskişehirspor Taraftarı eklenince önümüzdeki yıllarda şampiyonluk sözcüğünü telaffuz etmek şaşırtmamalı kimseyi...

Ancak, bu büyük taraftarın sabrının zorlandığı bir husus var ki, yeter hocam dedirtiyor.

Bugün Eskişehirspor'un Eskişehirspor olmasını sağlayan, yıllar önce kendi şehrinin oyuncularından oluşan bir ekiple sarı-kırmızı-lacivert-siyah-beyaz farketmeksizin galibiyeti hedeflemesiydi.. Her maçtan galibiyet çıkmazdı elbet, ama en azından, evinde oynadığı maçta 1-0 geride dakika 85'te savunma oyuncusu almazlardı o yıllarda.

Bütün şehir kenetlenmiş tek bir sevdanın peşinde koşarken takımın başına getirdiğimiz, kendisine sevdiğimizi emanet ettiğimiz Rıza Hoca, her sezon Beşiktaş'tan 2-3 oyuncu alarak aklınca bizim için günü kurtarıyor, Beşiktaş'ın da taze oyuncularının pişmesine katkıda bulunuyor. Sonra Feridun Düzağaç Radikal gazetesindeki köşesinde Eskişehirspor için Beşiktaş'ın geri dönüşüm kutusu deyince verilecek cevap kalmıyor bize...*

Acı, ama gerçek! son bir buçuk sezonluk periyotta sürekli adı başka bir takımla anılan hocamız, bunun aksini göstermek adına zerre çaba sarfetmiyor. Hatta, Demirören'den hala futbolcu rica ediyor.. Hem de komik bir biçimde : "Tabata size lazım değilse bize verin, çok güzel oynar bizde." Belki kelimesi kelimesine böyle değildi sözler ama sonuç bu.. **

Şimdi, sormak istiyorum, bu sezon bizim hedefimiz nedir? İlk 5 deniliyor. Ama, kolay olmaz ilk 5'e girmek. Ayrıca, henüz olası Avrupa Kupası maçları için yeterli donanıma sahip de değiliz. Dolayısıyla, yönetim yeni stad projesini hayata geçirirken, kurumsallık üzerinde çalışırken (çalışmadıkları aşikar ya, neyse) Rıza Hoca'nın da takımı altyapıdan gelen oyuncularla genişletmesi, önümüzdeki 5 yılın kadrosunu oluşturması daha uygun olmaz mı?

Bu taraftar yıllarca şikayet etmeden alt liglerde sevdasının peşinden koştu, saman alevi gibi parlayıp bir sezon 5. olup, diğer sezon küme düşmemeye oynamaktansa, yine sabredip 1-2 sezon orta sıralarda ligi tamamladıktan sonra inmemek üzere zirveye çıkmayı, istikrarı korumayı tercih eder...

Karar yönetim ve Rıza Hoca'nın...












30 Kasım 2009 Pazartesi

Kader utansın


Yine olmadı. Yıllardan sonra bir maç bari olsa Avni Aker'de kazanmak için çıkmıştık sahaya. Belki onlar da haketmedi bu galibiyeti ama bizim için de galibiyeti hak ettik diyemiyorum. Beraberlik hakkıydı bu maçın. Rıza'nın, takımı böylesine defansif bir şekilde sahaya sürmesine diyecek bir şey yok. 8 tane defansif özellikte futbolcuyla oynadık. Kadro sıkıntısının bu kadar etkili olduğu bir maç olmamıştı bu sezon. Şimdiye kadar hiç Rıza'yı eleştirmedim kadro kurma konusunda. Hep arkasında oldum. Yalnız anlamadığım, geri 4lü de geçen sezon yine Trabzon maçında izlediğimiz, kendisinden bekleneni fazlasıyla veren, hatta kademe anlayışının ileri seviyede olduğunu, ileri çıkışlarını vakitli ve yerinde yaptığını gözlemlediğim Veysel Sarı'nın neden yedek başladığıydı. Ortada Vucko ve El Saka ne kadar doğru tercih kabul edilirse, Nadarevic'in sağ kanatta maça başlaması o kadar yanlıştı. Hatta takımda oynamadık pozisyon bırakmayan kaptan Sezgin'in ön libero çakması gibi oynaması külliyen hatalıydı. Rıza Hoca tutar mı diye oynattı sanırım, ama tutmadı. Murat Önür desen, bir adama bu kadar şans tanınır. Daha ne olsun be Murat! Bu maçta göstereceksin işte kendini. Hiç unutmadığım bir de geçen seneki Gençlerbirliği deplasmanı vardı. Murat'ın hediye ettiği maç. Nedense kaybettiğimiz maçlarda ya Murat sorumlu oluyor ya da takımca sorumlu oluyoruz. Murat'ın niye böylesine hatalar yaptığını anlayamıyorum. Hep niye Sezgin oynuyor diye eleştirdiğim sol bek mevkisinde Murat'ı tek adam olarak görmeme rağmen, bu sefer eleştirmekten alamıyorum kendimi. Yine de yeter artık Murat diyemiyorum, hala beklentilerim var Murat'tan, tabi Rıza Hoca'yı bilemiyorum o ne düşünür.

Maçın kazananı bence Alper Potuk ve Adem Sarı oldu. İkisi de başarılı bir oyun ortaya koydular. İkinci golden sonra takımca bir toparlanma yaşadık ama aralarında Alper ve Veysel de sivrildiler.

Olmadı işte, zaten alternatifsiz bir kadrodan böylesine bir alternatif çıkması imkansızdı. Maç izlerken arkadaşımla tartıştık, Trabzonlu olup GS'yi tutan ama Trabzon maçlarında da kendini kaybeden bir arkadaşım. Dedim ki "Futbolda gerçekleri olduğu gibi görmek istemeyenler vardır, işte bu yüzden gerçekler kişiden kişiye göre değişir.". Fazlasıyla gerçekçi olduğumu düşünüyorum çoğu konuda ama kendine göre gerçeği değiştirenlere karşı ne desen boş, hep kendi gerçeklerini savunur dururlar, sonunda ne olur, seninki yalan kendilerininki yalandan gerçek. böyle bir durumda yalandan gerçeği kabullenip susmak en mantıklısı oluyor. Neyse, biz kendi geçmişimiz ve geleceğimizle gerçeklerle futbolumuzu sürdürelim de başkaları Anadolu takımı gibi görünüp İstanbul'dan paylanmaya çalışsınlar daha iyi...

29 Kasım 2009 Pazar

Trabzon'da çiftetelli

Bugünkü Trabzon maçının önemini söylemeye gerek yok. Takip edebildiğim kadarıyla takımımızdaki eksikler krtik bölgelerde. Sene başından beri en iyi bölgemiz olan hücum hattımızda ciddi eksikler klasik oyun planımızı bozacaktır bu maç için. Doğa'nın orta sahada oynamayacak olması çok kritik -ki B.Ertuğrul dsa yok bu bölgede-, Mehmet Yılmaz'ın hücuma vereceği desteği Kocabey'in sağlayabileceğini düşünüyordum ama o da eksik. Bunun dışında Youla'ya kim destek verecek büyük soru işareti. Burak Yılmaz'ın bu maç için yıldızlaşabilme olasılığı var gözüküyor. Eğer bu görevi fazlasıyla yerine getirirse Fenerbahçe'nin yine ağzı sulanmaya başlar. Şaka bir yana, hücumda en etkili silahımız gününde olan bir Burak Yılmaz olacaktır.

Diğer taraftan Avni Aker'de eksik olan bir tek biz değiliz. Trabzon'un TD'siz neler yapabileceği merak konusu. Herkes Salı gününe odaklanmış durumda. Şenol Hoca'nın gelişi Türkiye için artı olacaktır. Şimdiden hayırlı olsun.

Gollü bir maç olacağına inanıyorum. Maç sonucunda kolbastı mı çiftetelli mi derseniz bu maçta iki takımın da umutsuz bir taraftar topluluğuna sahip olduğunu gördüm forumlarda. Her şeye rağmen maç sonunda çiftetelli oynanacağına inanıyorum.

Trabzon ile Eskişehir taraftarlarının arası maç sonraları limoni denecek kadar kötü olsa da, hep Anaoldu'nun önde gelen iki kulübü olarak birbirlerine desteklerini esirgememişlerdir. Bu maçın geçen seneki maçtaki gibi hakemin sonucu belirlediği maç gibi olmaması dileğiyle...

Tebrikler Kasımpaşa!



23 Eylül 2009 Çarşamba

Bir Pazar Günü Hikayesi



Yine bir haftasonu, maç gününe uyanmanın getirdiği, yılların silemediği tatlı heyecanla hazırlıklar başlar... Duş sonrası giyinip takımın yanına inilir.. Yıllardır yaptığı gibi takım arkadaşları ve teknik ekiple ayak üstü sıcak diyaloglar, kahvaltı derken takım otobüsü gelir. Stada varana kadar elindeki ipod'dan huzur bulduğu şarkıları seçer ve camdan dışarı bakar.. Gidilen stadyum uzakta değildir, varınca otobüsten hemen inilir, soyunma odalarına doğru ilerlerken yıllardır alışılagelmişin dışında bir şeyler olduğunu farketmeye başlar yavaş yavaş... Bugün, yıllar sonra sağdaki değilde sol taraftaki koridora yönelmişlerdir. Biraz yadırgamış olsa da devam eder. Rutin maç günü totemlerini yapar arkadaşları, o da giyinir yavaş hareketlerle..

Bugün bir tuhaflık var ama ne... Isınmak için sahaya çıkmak üzereler, hoca gelir ve kısa ama anlamlı bir konuşma yapar. Daha sonra kaptanlığın da getirdiği psikolojiyle arkadaşlarına moral verir ve galibiyet yemini ederler.. Soyunma odasından çıkmış, merdivenlere doğru yürüyorlar ağır adımlarla.. Sahaya çıkmadan önce herkesin gözü üzerinde. Farkında, ama üzerinde durmuyor fazla..




Ve sahaya ilk çıkış...

Tribünden bir uğultu yükselir tam da sahaya çıkarken.. Bu kez, net bir şekilde üzerine alınır bu tavrı. Önceleri çözemediği gerçeği idrak etmeye başlamıştır.. Yıllarca formasını giydiği takımın stadında çimlere bu kez farklı bir arma için çıkıyor.. Tüm gözler tam da bu yüzden onun üzerinde bugün. Geçen sezon bu sahada aynı iki takım karşılaşırken, rekabetin diğer yakasından bakıyordu güne, bugün ise o bi türlü sindiremediği mağlubiyete sebep olan takımın forması vardı üzerinde...


Bu öykü tadındaki yazıyı uzatıp yayınlamayı düşünmüştüm aslında. Ama sonra, yarım bırakmak belki de daha doğru olur diye düşünüp böylece paylaşmaya karar verdim. Neticede, öykünün devamı 27 Eylül 2009 tarihinde Ali Sami Yen Stadyumu'nda yazılacak. Eski Galatasaraylı Ümit Karan, bu kez Anadolu Yıldızı Eskişehirspor'un futbolcusu olarak bu sahaya çıkıyor.. Eses'e geldiği günden bu yana, henüz sadece (penaltıdan) bir resmi gol kaydetmiş olmasına rağmen, oyun içindeki hırsı ve motive edici tavırlarıyla, idman sonralarında tesislerde genç oyuncularla vakit geçirmesiyle tüm Eskişehirspor Taraftarının sevgi ve saygısını kazandı.

Bu maç elbette Kaptan açısından değişik duygulara sebep olacaktır. Ama inanıyoruz ki, profesyonel bir futbolcunun yapması gereken neyse, 90 dakika içinde onu yapacaktır. Bu nedenle, arkasında stadyumda 1200 , Eskişehir ve diğer çoğu ilde ona sonsuz destek olduğunu bilmesinde fayda var..







Hoşgeldin Esesim'e Ümit Karan...

2 Eylül 2009 Çarşamba

Şapiyonluk yeminim hala durur yüreğimin köşesinde...

Tuhaf geliyor puan durumunun tepesinde, 3. sırada görmek Eskişehirsporumu.. Yaş itibariyle 70li yıllara yetişemedik, dolayısıyla göremedik o Fethi-Nihat-Ender yıllarını... Biz Esesli olduğumuzda henüz bırakın Türkiye'nin en üst liginde yukarılara oynamayı, alt liglerden bir diğerine yükselince sevinir durumdaydık. Evet, aklımızın bir köşesinde hep şampiyonluk özlemi-hayali olmuştu. Fakat, bu durum hayalin ötesine geçememişti yıllardır, bu sezona kadar...




Turkcell Super Lig 2009-2010 sezonu 4. hafta sonu itibariyle Galatasaray ve Fenerbahçenin ardından 3. sıradayız. Dönüp dönüp tekrar bakıyorum sıralamaya ve tebessüm ediyorum her defasında... Genç nesil Eskişehirlilerin hayatında gördüğü en başarılı Eskişehirspor var şu an tabloda.

Şimdilik bizleri mutlu eden bu görüntüye alışmak zaman alacak. Çünkü;

yıl 1969 sezon sonunda 46 puanla şampiyon Galatasaray olurken, sadece 3 puan gerisinde kalan Kırmızı Şimşekler 43 puanla 2. sırada tamamlıyor ligi. Buruk bir sevinç oluşuyor kalplerde...

sonraki sezon sonu, yıl 1970, bu kez şampiyon 44 puanla Fenerbahçe olurken 37 puanlı ESES ligi yine 2. sırada tamamlıyor.. 2 sezon arka arkaya ipi 2. sırada göğüsleyen Eskişehirspor taraftarları bağrına taş basarak, henüz yolun başındayız cümlesini teselli amaçlı kullanıp beklemeye başladı, er yada geç gelecek olan şampiyonluğu...

artık beklentilerin giderek arttığı yıllardan 72 senesinde ligi çok talihsiz bir şekilde yine Galatasaray'ın 3 puan arkasında 39 puanla 2. sırada tamamlarken, 1. galatasaray ve 4. beşiktaşın sezon içinde attığı gollerin toplamından 1 fazlasını atıyor ama yine şampiyonluk sevinci kursaklarda kalıyor..




Bundan sonraki yıllarda, beklenen başarı bir türlü gelmeyince düşüşler başlıyor ve hatırlamak istemediğimiz yıllar gelip geçiyor... Yıl, şimdi 2009, sezon başı itibariyle 3. sıradayız. Zaman ne getirir bilinmez ama zaman alacak buna alışmamız kesinlikle... Yıllarca hep anlatılan efsane taraftarın efsane oluşu biraz da, şampiyonluk yaşamamasına rağmen inatla mutlu sona en çok inanan taraftar oluşundandır..

Artık, geçmiş yıllardan tecrübeyle daha mütevazi yaklaşıyoruz duruma. Ama herkesin içten içe beklediği, başarı sayılabilecek tek gerçek var, şampiyonluk... Beklemeye devam ediyoruz, belki şimdi, belki bir kaç sezon sonra yaşayacağımız, belki de hiç bir zaman yaşayamayacağımız o güzelliği..

30 Ağustos 2009 Pazar

Hedefe Doğru #3

Eskişehirspor sahasında maç kaybetmeme alışkanlığını devam ettiriyor. Bunun yanında deplasmanda 3 puan alamama hastalığımızı da unutmamak lazım. Antalyaspor maçından önce spor otoriteleri tarafından favori gösterilmiştik. Açıkçası bu beni rehavet açısından biraz korkutmuştu. Maçın daha başında Kerim Zengin'in uzaktan şutu El Saka'ya çarpınca yön değiştirerek maç boyunca İBB maçındaki gibi önemli gol pozisyonlarını kurtaran İvesa'yı şaşırttı. 10. dakikada Burak Yılmaz'ın kullandığı köşe vuruşunu Mehmet Yılmaz çok güzel bir dokunuşla gole çevirdi. Beraberliği erken bulmamız bizi rahatlattı. Burak Yılmaz'ın şutunu tamamlayan Youla ile 2-1 öne geçtik. İlk yarıda takım olarak iyi oynamamıza rağmen ikinci yarıda skoru koruma psikolojisi ile geri çekildik. Antalyspor'a ikinci yarıda çok pozisyon verdik. Youla ise İBB maçında bir çapraz pozisyonda yaptığı kötü vuruştan 1 hafta sonra karşı karşıya yine kötü bir vuruşla topu auta atınca Beşiktaş'tayken son vuruşlarını eleştiren arkadaşlarıma hak verdim. Biraz da heyecanına veriyorum. Ama yine de olsun, gol atsın da her hafta isterse 10 kaçırsın.

Genel anlamıyla iyi oynamadığımız bir maçı kazandık ve namağlup olarak maç fazlasıyla 3. sıraya yerleştik. Trabzonspor-Bursaspor maçının olası sonucuna göre bu haftayı böyle kapatma olasılığımız da yüksek açıkçası. Geçen sezon çoğunlukla iyi oynayan ama kaybeden bir takım görüntüsündeydik. Hedefe ulaşabilmek için kötü oynadığınız maçlarda da 3 puan alabilme yetisini kazanmalısınız. Sivasspor başarılı olduğu geçen iki sezon boyunca kaç maçı mükemmel oynadı da kazandı? Ama lig sonunda kendisinden beklenmeyen yerlerdeydi. Önümüzde milli maç arasından sonra önemli bir viraj var. Bu virajı güvenli dönebilirse Rıza Hoca, takım yolda kalır. Ama çok hızlı girerse viraja yoldan çıkıp uçuruma yuvarlanmak an meselesi. Ben bu yüzden Gençlerbirliği maçını çok önemli görüyorum. Kazanırsak, hatta kaybetmezsek direncimizi sağlamlaştırır, ilerleyen haftalara daha oturmuş, güveni yerine gelmiş bir takım olarak gireriz. Kaybedersek deplasman fobisi devam eden bir takım olma alışkanlığımızı üzerimizden atmamız çok zaman alır. Bu da hadefe doğru bizi zor duruma sokar.

26 Ağustos 2009 Çarşamba

Volkan Yaman ESES'te

Bugün anlaşma sağlandı en sonunda Volkan'la. Kiralık olarak değil bonservisi ile geldi. Eskişehirspor'un en zayıf bölgesi defans hattıydı. Volkan Yaman transferi ile Sezgin'in de kendi mevkisinde oynayabilecek olması yaşadığımız sıkıntıları kısmen çözecektir. Batuhan söylentileri de devam ediyor. Geçen sezona göre alternatifi daha bol bir takım kurduk. Bakalım son güne kadar başka bir transfer gerçekleşecek mi hepbirlikte göreceğiz.